Ana Sayfa · Köşe Yazarları · Dost Siteler · Haber Katagorileri
Ana Menü
Ana Sayfa
Köşe Yazarları
Düğünler Takvimi
Komşularımız
Dost Siteler
Haber Katagorileri
Bize Yazın
Site İçi Arama
Makale Gönder
Haber Gönder
Yararlı Linkler

***KÖPRÜLÜ***
Köprülü Tarihçesi
Köprülüler Rehberi
Köprülü Belediyesi
Köprülü Derneği
Köprülü Tlf.Rehberi
Geleneklerimiz
Manilerimiz
Hastaneler Rehberi
Dêngbej Dinle
Kürtçe Dinle
Kuran Dinle
--------
Ziyaretçi Mesajları
***Resimler **
2008 Videoları -1-
2008 Videoları -2-
2011 Videolar
**Sanal Mezarlık**
Nostalji-1-
Nostalji-2
Anadolu kızları video
En Son İnceleme
Ardahanın Yolları - ...
KÖPRÜLÜ YAYLASINDA B...
Yeni Kanun İle Bilme...
YURT DIŞINDA BULUNAN...
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENL...
Anket
Sitede Yayınlanan resimlerden memnunmusunuz?

Evet

Hayır

Ankete katılabilmek için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Son Fıkralar
Toplam Fıkra -=[23]=-
Yanlış E-Mail
Eyi ki Dik Geldi
Bir Kuru Bir Pilav
Hasta Şikayeti
Poposunda Ne Kalmış?
Bugün Doğan Üyeler
ferman
FOTO LİMON

OLİMPİYAT

Aras Catering

Yeşil Göle

NAKLİYECİ

Küçük Meseleler-2

Insan yaratılısı geregi toplum halinde yasamak
zorunda olan bir varlıktır. Ancak her insan kalabalıgı, toplulugu toplum
(cemiyet) vasfını kazanamaz. Bir toplulugun cemiyet vasfını (toplum özelligini)
kazanabilmesinin belirli asamaları ve sartları vardır.


Toplum olabilmek için; öncelikle sosyal yasamı
sindirmis bireylere ve bu bireyleri bir arada tutan ortak paydaya ihtiyaç
vardır. Bu ortak payda bir veya birden fazla etkenden olusabilir. Vatan birligi,
din birligi, dil birligi vb. gibi etkenler ortak önemli ortak paydalardır.
Bunlar aynı zamanda millet olmanın da unsurlarıdır. Isin millet boyutunu bir
tarafa bırakıp toplum boyutuna bakalım. Köprülüler olarak her ne kadar etnik
kökenlerimiz (eselersek, irdelersek) farklı kavimlere dayansa da aynı milletin,
aynı vatanın fertleriyiz. Aynı devletin vatandaslarıyız. Aynı beldenin
çocuklarıyız. Rabbimiz bir, kıblemiz bir, vatanımız bir, köyümüz bir. Onlarca
birlik bagımız bulunmaktadır. Bu baglar bir ve beraber olmayı gerektirmektedir.
Muhabbet ve uhuvvet (sevgi ve kardeslik) duyguları toplum olmanın önsartıdır.


Köprülü Kasabası; takriben ve tahminen 18. asrın
sonları 19. asrın baslarında kurulmustur. (1790 lar). Kurulusu 250 yıla
yaklasmaktadır. Bu kasaba çesitli yerlerden göçen farklı etnik kökenlerden
(Kürt, Karakalpak, Türkmen, Gürcü, Kafkasya kökenliler ve hatta Arap) gelen
aileler tarafından yurt edinilmis, kurulmustur. Rus ve Ermeni isgal ve
mezalimine birlikte gögüs gerilmistir. Ortak bir tarih süreci birlikte
yasanılmıstır. Kız alıp vermeler neticesinde akrabalık bagları olusmustur. Ancak
her toplumda oldugu gibi geçmiste (fi tarihinde) bazı sürtüsmeler, istenmeyen
bazı olaylar, kavgalar olmustur, oldugu rivayet edilmektedir. Özellikle Rus
Isgalinin ve sonrası büyüklerimizin “Kaç ha Kaç” dedikleri 1914-1920 arası dönem
sonrasından kısmi rahatlama olusmussa da toplumun ve ülkenin ödedigi agır
bedeller üzerine bir de ekonomik sıkıntılar eklenmistir. Özellikle yöremizde
ticaretin zayıf olması, sanayinin olmaması, ana yollardan sapa kalması, Sovyet
Sınırında yakın olması bu ekonomik geriligi daha da körüklemistir.


Tek Parti Devrinin baskıcı politikaları, kötü
ekonomik yönetim, cehalet, egitimsizlik sıkıntıları körüklemis, toplum
birbiriyle ugrasmıstır. Ekonomik sıkıntılar, dar toplumsal çevre, issizlik,
sülalecilik vb. etkenler nedeniyle Köprülü’de bazı sürtüsmeler olmustur. Bunlar
bugün sehirlerinde bile olmaktadır. Aynı yıllarda ülkemizin batısı dâhil diger
yörelerinde yasanan olaylara baktıgımızda, mukayese ettigimizde dönemi için
normal kabul edilebilir durumlardır. Diger yörelerdeki kadar vahim sonuçları
olan olaylar, mütemadi kan davaları çok sükür olmamıstır.(Bu gün bile yöremiz
yakınındaki sehir ve köylerde yasanan vahim ve vahsi cinayetleri, kan davalarını
görünce bizde olanlar kayde bile alınacak hadiseler degildir.) Bilmem hangi
tarihte hangi sülaleden kimin dedesi veya dedesinin dedesi kiminle kavga etmis.
Dedemin dedesi kimi vurmus. Allah askına bir asır önce olan olayı hala yasatmaya
çalısmak, bunun kinini tasımak bu nasıl bir duygudur, anlayıstır? Nasıl bir
mizaçtır? Cehalet bu olsa gerek. Ya hu!dedem öldügünde ben 4 yasındaydım, hayal
meyal hatırlıyorum. Dedemin dedesinin mezarının yerini bilmiyorum. O’nun
yasadiklarini devam ettirmem sözkonusu olamaz. Ben ve bizim nesil, Köprülü’den
Istanbul’a göçen ve orada ikamet edenlerin % 90 da dâhil 1960 ve sonrasında
dünyaya gelmistir. Fi tarihinde olan olaylarda bu % 90 çogunluk yoktu. Kusur
kisiseldir. Bunu taa 1400 yıl önce Kur’an vazetmis. Birinin kusuru ile baskasi,
kardesi, evladi, ana babasi mesul tutulamaz. Modern ceza hukuklarinda buna
kusurun kisiselligi ilkesi denmektedir. Birinin yaptigi hata ile baskasini mesul
tutmak ve bunu asirlar ötesine tasimak ilkeligin ilkelligidir. Geçmiste olanlar
geçmiste kalmis, herkes kendi hatasindan, fiilinden sorumludur. 50 yil 100 yil
önce vukubulmus bir olaydan torunlari, torunların torunlarını sorumlu tutmak,
topluma nifak sokmak. Istanbul’da iki kisi arasinda yasanan bir kavga veya
cinayetten dolayi köyde birilerine baski kurmak, bunlari camiye sokmamak. Bu
kabul edilebilir durum degildir. Hem günahtir, hem de suçtur. Lütfen bu
ilkelliklerden kurtulalim. Artik, bunlarla yasayan sahislara, toplumlara vahsi,
geri kalmis gözüyle bakildigi ni, ciddiye alınmadıklarını bilelim. Bu seviye
düsmekten imtina edelim.


Bunları niçin anlatıyorum? Küçük meselelerin
zihinsel kökeni anlamaya çalısmak için. Hiçbir sekilde aynı ortamı paylasan
insanların birbirlerine karsı kötülük yapmalarını, siddet uygulamaların tasvip
etmem sözkonusu olamaz. (Mesru müdafaa halleri hariç). Önceki yazımda kısaca
degindigim üzere 1998 yılı Martında Dernek Genel Kurulu’na gittim. Burada
yönetime seçildim. Yönetimde görev aldıgım sıralarda bazılarının sadece
yaslarının büyüdügünü, ruhlarının ve beyinlerinin büyümedigini esefle gördüm.
Bunlar kendilerince öteki gördüklerinin konusmalarına bile tahammül
edemiyorlardı. TV de veya kürsüde konusmamızı engellemeye çabaladılar. Çok sükür
bu tipler az ve yaslanıyor. Temennim genç neslin bunlara itibar etmemesi ve bu
ilkelliklere pirim vermemesidir. Dernegin ve kasabanın yararına çalısmak yerine,
burada faydalı isler yapacakları istihdam etmek yerine ilkel gerekçelere problem
çıkarmayı bir basarı sanıyorlardı. Benzer yaklasımları Canibek Senliginde de
gördüm. Aynı zihniyet orada da faaliyetteydi, ancak etki sahalarını
kısıtlamıstık.


Emin olun ki, Köprülüler halen birçok güzel
hasleti tasımaktadırlar. Sevinçlerini ve kederlerini birlikte yasamasını,
paylasmasını bilmektedirler. Karsılık ikramda, hürmet ve tazimde bulunmayı siar
edinmislerdir. Doguda yakınımızda illerde, buraların köylerinde bile mezarların
250-300-YTL kazıldıgını, az para verilince problem çıkardıklarını göz önüne
alırsak bizdeki hasletler ve faziletler daha iyi anlasılmaktadır. Bunların
kıymetini bilelim. Ceviz kabugunu doldurmayacak meseleleri büyütmenin, devam
ettirmenin kimseye bir faydası olmaz.


Kisisel zaaflarını sülaleler üzerinde gidermeye
çalısan, komplekslerini tatmin etmeye çalısan çok küçük bir azınlıgın
Köprülüleri arasında ihtilaf çıkarmalarına, nifak ekmelerine izin vermemeliyiz.
Temelde bunların bütün çabaları acaba belediye ve dernek baskanı olabilir miyim,
buradan nemalanabilir miyim. Nüfuz tesis edebilir miyim? Çabalarına bina
edilmistir.


Dernek baskanı veya Belediye Baskanı olsan ne
olacak? Ülkenin siyasetinde, ticaretinde, ekonomisinde, bürokrasisinden ne kadar
adamın var, agırlıgın ne. Bu kısır döngüden kendimizi kurtulalım. Belediye
Baskanlıgı mı istiyorsun? Istanbul da yüzlerce belediye var. Siyaset yapmak mı
istiyorsun? Iste siyasi parti yönetimleri iste TBMM buyur. Tabii bu kapasite,
egitim, iktisadi güç vb. seyler ister.


Yönetim olarak dernek üye sayısını artırma
kararı almıstık. Herkes çevresindeki basvuruları alacaktı. Ben de çevremde
epeyce bir basvuru aldım. Hatta Dernekle ugrasmak istemeyen birçok akrabamı ikna
ettim. Bu arada 1999 Mahalli Seçimleri yaklastı. Üyelik basvurularının bir
kısmın ben aldım. Isleme koyduk. Diger basvurular Yönetimdeki diger arkadaslara
verilmis. Ancak ortada kimse yok. Kongre de seçimden hemen sonra. Basta Baskan
olmak üzere Yönetimdeki arkadaslar üzerinde müthis bir baskı olusturuldu.
Arkadaslar Dernek islerini, kongre hazırlıklarını bırakıp, 2180 m. rakımda yılın
6 ayı kar altında 1.500 kisinin yasadıgı Kasabadaki belediye seçimlerinde
ihtilal yapmak üzere harekete geçmisler. Sanki Balkanlardan toparlanıp
gönderilen Harekât Ordusu mübarekler. Kendilerince çok büyük bir is
basarmıslardı.(aslında bir sey basardıkları yoktu, yine köydekiler). Belediye
seçimleri sonucunda gerçi Istanbul’daki komiteden birini seçtirememislerdi.
Ancak kendilerince karsi tarafi devirmislerdi. Bunlarin ilk icraatlari da 4
zavalliyi isinden attirmak oldu. Köprülü’de de emekçi!-devrimcisi! geçinen bir
de 80 öncesinden kalma akıl hocaları vardı bunların. Belediyeden isten atılanlar
isçi-emekçi degil miydi sahi? Bir türlü sorma fırsatı bulamadım. Bunlar çok
elestirdikleri, anlamını bilmedikleri feodal bag saikiyle hareket etmiyorlar
mıydı?


Bütün bunları yasarken Kongre evraklarını
tamamlamak için defalarca Büyükçekmeceye tek basıma gidip gelmek zorunda kaldım
Hatta Kongreden önceki gün 4 kez gittim. Olacakları tahmin ettigim için Kongreye
Jandarma gönderilmesini temin ettim. Jandarmaları getirmeseydim. Hareket Ordusu
köy ihtilalcıları hali haraptı. Ancak bunları anlayacakları halleri yoktu. Birde
büyük laflar eden 80 öncesinden kalma bir aklı evvel vardı. Demokrasi diyordu.
Ilk defa gerçeklestirdigimiz gizli oy açık sayımı bile anlayamamıstı. Oylar için
zarflar ve sandık gibi kutu ayarlamıstım. Bunları görünce; “Bu ne?” diye sordu.
“Demokrasi, demokrasinin geregi” dedim. Neyse Kongreyi kazasız belasız yapıp
Yönetimi devrettik. Bir daha da Dernege ugramadım. Istifamı da postayla
gönderdim. 1999 Kasımında Istanbul’u terk ettim. 2006 yılında Yıldırım Bey’in
babamı daveti üzerine babama refakaten gittim. Yeni yeri görmek için. Yeni yer
eksiklikleri olmakla birlikte iyi olmustu. Küçük kafalar, küçük meselelerde
bogulanlar büyük çapalarla yaptıgımız ve geleneksel hale gelerek devam etmesini
arzuladıgımız Canibeg Yayla Senliklerini de bizden sonra engellediler. 1998
yılından sonra bir veya iki kez yapıldı. Bir daha yapılmadı, yaptırmadılar.
Bundan ne kazandıklarını anlamıs degilim. Bu hatıratımı sikayet olsun diye
anlatmıyorum. Yapılmaya çalısılanın küçük, ilkel ayak oyunları olduklarını,
kimseye bir faydası olmadıgını, olmayacagını gözler önüne sermek için çok kısaca
anlatmak zorunda kaldım.


Köprülülük bizim ortak paydamız. Istesek
istemesek bu gerçegi degistiremeyiz. Herkes Köprülü için bir seyler yapmak
istedigini söylüyor. Kendimiz için, Köprülü için yapacagımız en büyük iyilik
küçük meseleleri bir tarafa bırakmak, kin ve nefretten uzak durmak, gelecege
umutla, sevgiyle bakmak. Geçmiste olanlar geçmiste kaldı. Zaten yeni nesiller
birbirini tanımıyor. Herkes sehir hayatın zor sartlarında geçim derdinde.
Dügünde ve cenazede bir araya geliniyor. Istanbul’da dogup büyüyen nesil belki
bunu da yapmayacak. Yeni nesilleri tanıstırıp kaynastırmak olmalı bir diger
görevimiz. Ama sevgiyle.


Köprülü’yü yesilendirelim, kütüphane,
okuma salonu, sigarasiz, geleneklerimize uygun oda vb. yerler kuralim.
Köprülü’de bol miktarda ev yapılmakta. Bunları imara uygun ve gelecekte
kullanılabilecek halde insalarını saglayalım. Köprülünün iklimine uygun bir
mimari ve yapı tarzı gelistirelim. Salt beton binalarda kısın yasamak zor. Cadde
ve sokaklar belli degil. Kasabanın merkezi halen hayvan pisliginden, kara
çeperlerden geçilmiyor. Köprülü güzel, sirin bir sayfiye kasabası haline
getirelim. Ormanlarımızı, yaylamızı, pınarlarımızı, çayırlarımız koruyalım.
Çevremizi temiz tutalım. Birlikte yasayalım, yasatalım. Yıl da bir defada olsa
birlikte gidelim. Senligimizi idame ettirelim. Gelecek nesillerin nefretinden ve
tükürügünden çekinelim. Aslında çok güzel hasletlerimiz, adetlerimiz, gerçekten
halen yasayan faziletlerimiz var. Bunları ön plana çıkaralım. Sevelim, sevilelim
bu dünya kimseye kalmaz. Zaman nehri akmaya devam ediyor. Dünya küçülüyor, ömür
bitiyor. Yunus’un dedigi gibi.

“Ben gelmedim dava için

Benim isim sevgi için”

.Saygı ve sevgi ile.


NOT : Yaz aylarında köye giden hemsehrilerimiz
lütfen acı su ve piknik yaptıgınız alandaki çöplerinizi toplayınız ve yakınız.
Çevreye atmayınız. Bir poset, pet sise 3.000 yılda topraga karısıyor. Oraları
temiz tutalım. Canibek Ormanlarına gidince posetler, bira kutuları, içki
siseleri, plastik kaplar, çocuk bezler vs. çöpler çok çirkin bir görüntü arz
ediyor, üstelik hayvanlar bunları yiyor. Yaylamızı, çevremizi temiz tutalım. Bir
diger husus çam fidanlarını koparmayalım, yerlerinden çıkarmayalım, bu fidanlar
yerlerinden çıktıklarından %99 kurur. Ayrıca piknik yaptıgımız yerlerde agaçları
çıra yarmak maksadıyla bile olsa yaralamayalım. Kütükler kullanılabilir.


Yorumlar
ERDEM - March 17 2008 09:24:11
Sevgili Aydoğan Bey;
Yazınızı çok beğenerek okudum ve teşekürlerimimi bilidrmek isterim.
Yaşadığınız bu olumsuluklardan etkilenerek biraz dertlenmiş gibisiniz. Ancak Köprülü insanı her gecen gün olumlu değişimler yaşamaktadır. O bahsettiğiniz kabile zihniyetli insalaradan eğitimli hoşgörülü,kendine öz güveni olan, sagılı ve güzel bir nesil gelmeye başladılar. Yaşanan bu tip olumsuzlukaları o nesil içinben artık normal görüyorum. Çünkü o insanlar dünyayaya geldiklerinde önce anneleri tarafından dövülmeye başla**** dünyaya merhaba dediler. Daha sonrabiraz ele gelmeye başlayınca babaları o görevi devr aldılar. Okula başlamadan öğretmenden korkmayı bilinç altına yerlerştirdiler. O öğretmenlerde o korku seneryosunu hakkını verdiler ve o nesilin eğitim hayatı hep yarım kaldı. İş hayatın başlamak zorunda zorunda kalan o nesil aynı baskıyı ya iş çevresinden yada ustasında görerek askere kadar vazyeti idare etti. Askerde ise komtanı dövme görevini devr aldı. Askerlik bitene kadar baskı ve sindirme içinde yetişen o malum nesil baskıdan kurtulmanın etkisiyle dar ve küçük meseleri önemli zannettiler. Ve bu düşünceyle söz sahibi olmaya çalıştılar ama hep baskıyı hissettiler tekrar baskı yaşamamak için baskı oluşturmaya çalıştılar. Bunun neticesinde yeni nesil arasındaki uçurum açıldıkça açıldı. Yeni nesil artık kendine güvenen eğitimli ekonomik potansiyeli olan dahada önemlisi birlik olarak biri aramayı arzulayan bir nesil oluştu. Sizin bahsettiğiniz kunuşturulmama meseleniz gibi bir hadisede ben yaşadım. Benim konuştulmama sebebim ise sadece gidişatın yanlış olduğunu ifade edmet isteğimi anlamış olmalarıdır. Açıklamaları ise senin ne konuşacağın belli olamaz ifadeleridir. O günden sonra sadece bekledim ve gözlemledim. Bu gün ise değişim var ve bu değişime yeni nesil , yeni ufuk sahibi eğitimli , kültürlü, iktisat sahibi kişlerin bu vitrindeki yerini almaları gerekmektedir. Önümüzdeki süreci iyi takip edip sürecte yer almamız gerekmektedir. Hizmeti yaparken siyasi hedeflerden uzak hizmet ruhundah feyz alarak destek olmamız gerekmektedir. Toplumumuzun buna acilen ihtiyacı vardır. İstanbula geldiğinizde görüşüp tanışmak dileğiyle selam ve dua ile......
"Ayını konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşırlar."(Mevlana)
opra - August 21 2008 18:16:25
merhabalar kardeşim...aydoğan karakılıç...sanırım küçücüktün...necati amcanın küçük çocuklarından biriydin...yazın elbette güzel)))ama ismin daha güzel..
Yorum Gönder
Yorum Gönderebilmek için Üye Girişi yapmalısınız yada Sitemize Üye Olmalısınız.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun yada Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Etkinlik takvimi
Aralık 2017  Ocak 2018  Şubat2018
PSÇPCCP
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31     
Sanal Mezarlık

ÖZYURT PANSİYON

Polat Oto

Reklam

Videoları İzle

Yaylaları İzle

Köprülü Yaylası Videoları için tıkla

Giriş
Kullanıcı Adı

Şifre



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.

Şifreni mi unuttun?
Yeni bir tane istemek için buraya basın.
Kısa Mesajlar
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.

fikri hoca
11/03/2016 19:16
Yüce ALLAH,a duan hastahanede ve evlerinde hasta olan ve şifa bekleyenlere ALLAH Hayırlı şifalar nasip etsin E FİKRİ HOCA

fikri hoca
11/16/2015 10:07
ARZU VE İSTEYİM/ Tüm hastahanelerden ve evlerinden hasta olan bay ve bayan kardeşlerime yüce ALLAH. tan acil şıfalar dilerim.Dermansız hastalık vermesin İNŞALLAH,amin. E İMAM FİKRİ HOCA

fikri hoca
10/18/2015 16:23
Hastahanede veya evlerinde hasta olanlara ALLAH,tan hayırlı acil şifalar dilerim.E İMAM FİKRİ HOCA

fikri hoca
06/26/2015 19:19
tüm hastalara yüce ALLAHtan acil şifalar dilerim E İMAM FİKRİ HOCA