Ana Sayfa · Köşe Yazarları · Dost Siteler · Haber Katagorileri
Ana Menü
Ana Sayfa
Köşe Yazarları
Düğünler Takvimi
Komşularımız
Dost Siteler
Haber Katagorileri
Bize Yazın
Site İçi Arama
Makale Gönder
Haber Gönder
Yararlı Linkler

***KÖPRÜLÜ***
Köprülü Tarihçesi
Köprülüler Rehberi
Köprülü Belediyesi
Köprülü Derneği
Köprülü Tlf.Rehberi
Geleneklerimiz
Manilerimiz
Hastaneler Rehberi
Dêngbej Dinle
Kürtçe Dinle
Kuran Dinle
--------
Ziyaretçi Mesajları
***Resimler **
2008 Videoları -1-
2008 Videoları -2-
2011 Videolar
**Sanal Mezarlık**
Nostalji-1-
Nostalji-2
Anadolu kızları video
En Son İnceleme
Ardahanın Yolları - ...
KÖPRÜLÜ YAYLASINDA B...
Yeni Kanun İle Bilme...
YURT DIŞINDA BULUNAN...
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENL...
Anket
Sitede Yayınlanan resimlerden memnunmusunuz?

Evet

Hayır

Ankete katılabilmek için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Son Fıkralar
Toplam Fıkra -=[23]=-
Yanlış E-Mail
Eyi ki Dik Geldi
Bir Kuru Bir Pilav
Hasta Şikayeti
Poposunda Ne Kalmış?
Bugün Doğan Üyeler
che
FOTO LİMON

OLİMPİYAT

Aras Catering

Yeşil Göle

NAKLİYECİ

Hazır Cevaplar
Hazır Cevaplar

Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!
----------------------------------------------------------
Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında
ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
- Biz de onlara yaklaşıyoruz.
----------------------------------------------------------
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım.
----------------------------------------------------------
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere
çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında,
vezirlerinden biri ısrarla seferin
yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- Ben de bilirim.
----------------------------------------------------------
Bir toplantıda bir genç, M. Akif'i küçük düşürmek için:
- Affedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç
istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
- Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
----------------------------------------------------------
Bir doktor alkolsüz bira içilir mi? diye soran hastasına, Nasreddin
Hoca'nın şu fıkrası ile cevap vermiş:
Adamın biri,Nasreddin Hoca'ya:
-Tuvalette bir şey yemek caizmidir? diye sorunca, Hoca:
-Caizdir, demiş. Ama içeride başka birşey yediğini zannederlerse, ne
diyeceksin?
----------------------------------------------------------
N.Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
-Üstat, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu?
Biz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
-Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş.
Yüzerek karşıya geçebilirdin.
----------------------------------------------------------
İmam-ı Azam hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan bir hayvana yol
vererek kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sormuşlar.
Hazret, düşünmeden cevap vermiş
-Onun boynuzları var, benim ise aklım.
----------------------------------------------------------
Öğrenci;
-Hocam,diye sormuş.İnsan,maymunun gelişmiş şeklidir''diyorlar.Ne
dersiniz?
Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiş.
-O mantığa göre çınar ağacı da maydonozun gelişmiş şeklidir.
----------------------------------------------------------
Selçuk Sultanlarından biri,Mevlana'yı ziyaret ederek,saltanatları
arasında ne fark olduğunu sorduğunda, o büyük zattan şu cevabı almış:
-Senin saltanatın, gözlerin açık kaldığı müddetçe bakidir. Benim
saltanatım ise, gözlerimi kapadığımda başlar.
----------------------------------------------------------
Lokman Hekim'e:
-Hastalarımıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
-Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz olur.
----------------------------------------------------------
Bir Fransız yazar,Mehmet Akif'e:
-Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu? diye sorduğunda Akif:
-Daha önceleri öyleydi, karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı
çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.
----------------------------------------------------------

ÖLÜLER ÇİÇEK KOKLAMAZ

Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş:
_Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?
Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
- Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.
----------------------------------------------------------
YIKA DA GETİR

Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:
-Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir.
----------------------------------------------------------
NE ALIRSINIZ?
Yahya Kemal bir yokuşu çıkıncaya kadar nefes nefese kalır. Yokuşun sonundaki lokantadan bir garson seslenir:
-Buyrun beyim ne alırsınız?
Yahya Kemal tebessümle:
-Evlat,müsaade edersen bir nefes alacağım.
----------------------------------------------------------
CENNETİN YOLU
Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
-Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
Çocuk, papazın niyetini sezerek:
- Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?
------------------------------------------------
ÇANAKKALE İÇİNDE
İngiliz garson, Türk müşteriye:
-Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
-Orada ne işiniz vardı?
----------------------------------------------
HASTANIN YEMEĞİ
Lokman Hekime:
-Hastamıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
-Acı söz yedirmeyin de, ne yese olur.
----------------------------------------------
NEYZENİN NEZAKETİ!
Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
-Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım.
----------------------------------------------
GÖNÜLSÜZ GÖNÜL
Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
-Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir:
-Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.
----------------------------------------------
BÖYLE KORUNUR
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
-Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!
----------------------------------------------
VELÂYETİN GÖRDÜĞÜ
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
-Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
-Peder ne der, kader ne der.
----------------------------------------------
ÇIKMAYAN MANA
Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.:
-Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:
-Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.
----------------------------------------------
SOKRAT VE BİLEYTAŞI
Talebelerden biri Sokrata sormuş:
-Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
-Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder...
----------------------------------------------
ANLADIĞININ İSPATI
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
----------------------------------------------
BİRBİRİNE BAĞLI
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.
Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.
----------------------------------------------
AKŞAM YEMEĞİ
Yahya Kemâl, dostlarından birine:
-Bu akşam yemeği benimle yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
-Hay hay! Der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
-İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.
----------------------------------------------
HZ. ADEMİN MİRASI
Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
-Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
-İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
Sultan Fatih:
-Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.
----------------------------------------------
GÖNLÜMÜ FETHETTİĞİ İÇİN
Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!
----------------------------------------------
FİKİR YAKALAMAK
Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim'e:
-Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
-Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?
----------------------------------------------
UYKU KARDEŞLİĞİ
Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
-Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
-Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.
----------------------------------------------
Yorumlar
Henüz bir yorum gönderilmemiş.
Yorum Gönder
Yorum Gönderebilmek için Üye Girişi yapmalısınız yada Sitemize Üye Olmalısınız.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun yada Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Etkinlik takvimi
Eylül 2018  Ekim 2018  Kasım2018
PSÇPCCP
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31     
Sanal Mezarlık

ÖZYURT PANSİYON

Polat Oto

Reklam

Videoları İzle

Yaylaları İzle

Köprülü Yaylası Videoları için tıkla

Giriş
Kullanıcı Adı

Şifre



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya tıklayarak üye olabilirsiniz.

Şifreni mi unuttun?
Yeni bir tane istemek için buraya basın.
Kısa Mesajlar
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.

torubots
10/03/2018 14:09
[url=http://siwienie.net.
pl/]http://siwienie.net.p
l/[/url]


kunt312
08/16/2018 06:31
güncel [url=http://borsacanli.ne
t] borsa canlı [/url] ekranı ile sitemizden borsa verilerini anlık öğrenebilirsiniz.


fikri hoca
11/03/2016 19:16
Yüce ALLAH,a duan hastahanede ve evlerinde hasta olan ve şifa bekleyenlere ALLAH Hayırlı şifalar nasip etsin E FİKRİ HOCA

fikri hoca
11/16/2015 10:07
ARZU VE İSTEYİM/ Tüm hastahanelerden ve evlerinden hasta olan bay ve bayan kardeşlerime yüce ALLAH. tan acil şıfalar dilerim.Dermansız hastalık vermesin İNŞALLAH,amin. E İMAM FİKRİ HOCA

fikri hoca
10/18/2015 16:23
Hastahanede veya evlerinde hasta olanlara ALLAH,tan hayırlı acil şifalar dilerim.E İMAM FİKRİ HOCA

Kısa Mesajlar Arşivi